Ah Tatil
Tatilden yeni döndüm ve tatile çıkmaya hazırlananlara taze taze tavsiyelerim var. Bu tavsiyeler tatilde mutlaka bir turist götürme niyetinde olanlar için veya her şey dahil otellerde patlayıncaya kadar yeme içme, eller havaya, vur patlasın çal oynasın sevenlere göre değil. Tatilde kafa dinlemek, doğaya yakın olmak, bütün bir sene insana sıkıntı veren şeylerden uzaklaşmak isteyenler için. Bir bakın bakalım belki seversiniz:
Televizyon
Asla seyretmeyin, çok sevdiğiniz diziler, maç, tartışma programı vs dahil. Bütün bir sene televizyon hayatınızın önemli bir bölümünü işgal ediyor. Televizyon, günlük hayatınızdaki sıkıntıların, gerilimlerin bir parçası, hatta sebeplerinden biri; aynı gerilimi kısa tatilinize taşımanın bir anlamı yok değil mi? Televizyondan uzak durmak için kendi içinizde çatışmıyorsanız, sanki televizyon hiç icat edilmemiş gibi ondan uzak durabiliyorsanız, bu maddeden tam puan.
Kitap
Okuduğunuz kitabın türüne ve okuma sürelerinize dikkat edin. Ansiklopedik kitaplardan, araştırma, inceleme kitaplarından, örneğin her türlü tarih, politika, sosyoloji kitabından, uzak durun. İstisnai olarak tarihi önemi olan bir yerdeyseniz bulunduğunuz yerin tarihi ile ilgili kitaplar okuyabilirsiniz ama abartmadan. Ivır zıvır, kafa gıdıklayıcı, vakit geçirme kitaplarından uzak durun. Bunun televizyon seyretmekten farkı yok. Tatilde tuğla gibi romanlar da okumayın. Sabahtan akşama kadar hamakta kaykılıp kitap okuyan tiplerden olmayın; tatil dönüşü edebiyat eleştirmeni olmayı düşünmüyorsunuz değil mi? İyi de birader ne okuyalım, oturup sudoku mu çözelim diyorsanız tavsiyem şu: Beş on sayfa okuduktan sonra kitabın yaprakları kapatıp kendi iç aleminize kısa yolculuklar yapıyorsanız doğru yoldasınız. Bu ara yolculukların süresi ne kadar uzunsa (ve tabii, bu durumda kitap okuma süreniz ne kadar kısaysa) o kadar iyidir.
Muhabbet
Kural yine aynı ve çok basit: Şehirde yapmak durumunda olduğunuz sohbetlerin hiçbirini yapmayın. Yani politika, tarih, edebiyat, sanat, ekonomi, vatan millet, maç, jant kapakları, bilgisayar modelleri, her türlü televizyon dizisi ve belgesel, magazin haberlerinin ne kadar seviyesiz olduğu, biz adam olmayız geyikleri, birden zengin olan adamların hayatı, iş hayatı muhabbeti yapılan ortamlardan uzak durmaya bakın. Hele hele emlak vergisinin son taksidi bu ay mıydı, gelecek ay mıydı gibi tartışmaların yapıldığı yerlerden hemen savuşun. Uzak duramıyorsanız konuyu kapatmayı deneyin. Uzak duramıyor ve hem de konuyu kapatamıyorsanız ayvayı yediniz. Tatil boyunca şehirdesiniz demektir yani aslında tatil yapmıyorsunuz. Yetmez gibi muhabbete katılmadığınız için asosyal, içine kapanık olarak damgalanacaksınız. Peki ya ne mi konuşacaksınız? Aklınıza yukardaki konulardan başka bir şey gelmiyor mu? Yaşlı teyzeye kabak çiçeği dolmasını nasıl yaptığını sorun, tatil yörelerinde insanların kışın ne yaptığını, sıkılıp sıkılmadığını sorun, bulduğu yavru kediyi eve götürmek isteyen kız çocuğuna bunun neden doğru olmadığını anlatın, tanıştığınız turistin dinlediği müzik hakkında konuşun, çocuklara adını yaşını sorun. Bir başlayın daha ne muhabbetler açılacak
Gazete & Internet
Çok sık yapılan bir hata tatilde gazete, dergi okumaktır. Zinhar yasak. Şehir hayatında yapmakta olduğumuz şeylerden uzak duracaktık değil mi? Çamur gibi gazeteyle zihninizi kararttıktan sonra nasıl olacak da tatil ortamına geri döneceksiniz? Aynı sebepten internete de girmeyin. E-postalarınıza bakmayın. Çoğu e-posta sisteminin mail gönderen kişiye otomatik cevap yollayan sistemleri var. Ayarlayın, “tatildeyim acilse cepten arayın” diye mesaj göndersin (ama cep telefonunuzu yazmayın ki cesaret vermesin). Bilgisayar oyunlarının yanından bile geçmeyin.
Kısık gözlerle ufka bakmak
İbadullah serbest. Gece plaja gidip dalgaları dinlemek, yıldızlara bakmak ağaçların arasında yürürken sürekli 90 derece yukarı bakmak (dikkat ağaçlara toslamadan), bulutlara bakmak, hergün öten baykuşu dinlemek, çıplak ayakla ormanda yürümeyi denemek de serbest. Her türlü spor sınırsız serbest. Müzik dinleyebilirsiniz ama sessizlik daha iyi. Yukardaki kurallara uydukça bol bol yeni insanlarla tanışmak, sohbet etmek de serbest. Her türlü hayvanla ilgilenmek oynamak, beslemek sınırsız serbest. Kendi hakkınızda düşünmeniz, kendiniz seyretmeniz ama eleştirmeden, pişmanlık duymadan sadece öylece kendinizi izlemeniz ultra serbest.
Giyim, kuşam
Öyle Lacoste dükkanından fırlamış gibi dolaşmayın, biraz salaş olun ki insanlar size kendini yakın hissetsin. Şehre dönünce savaş kıyafetlerinizi gene kuşanacaksınız nasıl olsa. Lekeli şort, tişörtlerle gezin, eski şıpıdık terlik giyin. Üç aylık bebekler gibi bembeyaz, tertemiz, pamuklara sarılı gezmeyin. Bir köpeğe dokundunuz diye hemen çeşme aramayın. Yere düşen üzümü atın ağzınıza yiyin gitsin. Bir iki hafta tatiliniz var, hijyen saplantınızı bir kenara atın. Çocukken böyle miydiniz? Bir şey olmaz korkmayın.
Yeme, içme
Bütçeniz dahilinde, abartmadan ama mutlaka deniz kenarında yörenin tanınmış basit lokantasında balık yiyin. Diğer öğünleri fasulya, pilav karpuz gibi basit yemeklerle geçiştirin. Çok içki içme eğiliminiz varsa bunun iki sebebi olabilir. Ya alışkanlığınız vardır ya da zihninizi gündelik dertlerden sıkıntılardan koparmak istiyorsunuzdur. Birinci sebep yüzünden çok içiyorsanız onun çözümü bu yazının kapsamında değil. İkinci sebepten dolayı çok içme eğiliminiz varsa, bu yazıdaki maddeleri uygularsanız zaten ihtiyacınız kalmayacaktır; netice çok içmeyin.