Ay ne kıl herif, aynı ben
Astrologlar insan kişiliğinin doğum anındaki yıldızların konumu ile doğrudan bağlantılı olduğunu söylüyorlar değil mi? Eğer bu doğru ise aynı anda doğan kişilerin karakterlerinin birbirine çok yakın olması gerekiyor. Olmaması durumunda, bazı astrologlar başka bir kulp takıyor ya da kibarcası başka bir tez savunuyorlar: Kişiliğimizin aslında doğum anındaki yıldızların konumuna göre değil, ana rahmine düştüğümüz andaki yıldızların konumuna göre belirlendiğini söylüyorlar. Bu da bildiğiniz gibi tam olarak hesaplanamıyor. Bu doğruysa astrologlar için bir taraftan ekmek kapısı kapanıyor, bir taraftan dedikleri çıkmadığı takdirde kendileri için bir manevra alanı doğuyor. Bu tezin doğru olduğunu varsaydığımızda ikizlerin aynı karakterde olması gerekiyor öyle değil mi? Çok fazla ikiz tanıdığımı söyleyemem ama benim tanıdığım ikizlerin kişilikleri birbirine benziyordu gerçekten.
Öyle yada böyle, doğuşla beraber getirdiğimiz bazı kişilik özelliklerimizin olduğu muhakkak. Yaşadıkça, kendi kapasitemize göre, bu özelliklerimizi biliyoruz veya törpülüyoruz; en azından bir süre için. Sonra bir an geliyor, karakterimiz oluştu diyoruz ve genellikle bir daha kişiliğimiz üzerinde temel bir değişim yapmıyoruz, yapamıyoruz.
Benim merak ettiğim ise şu: İki insanın birbiri ile anlaşabilmesi için kişilik özelliklerinin benzer olması gerekiyor mu? İkiz denecek kadar aynı kişilik özelliklerine sahip insanların hiç de iyi geçinememesi hatta birbirlerinden nefret ediyor olmaları mümkün müdür? Ya da tamamen karşıt karakterli iki kişinin iyi dost olması veya en azından uyum içinde problemsiz yaşaması mümkün müdür?
Bir örnek üzerinden yürüyelim. Çalıştığınız şirkette genel müdür emekliye ayrılıyor ve alt kademe müdürlerden biri genel müdür seçiliyor olsun. Hırslı ve liderlik kişiliğine sahip müdürler kolları sıvamışlar, kulis çalışmasına başlamışlar bile. İşte size aynı kişilik özelliklerine sahip küçük bir grup. Ne dersiniz, bu grup üyelerinin iyi geçiniyor olması mümkün müdür, hele böylesi bir dönemde? Aynı şirkette, bir diğer grup yangın önleme konusunda bir araştırma yapıyor olsun. Bu grup elemanlarının tümünün paylaşımcı ve yardımsever kişiliğe sahip olduğunu varsayalım. Bu gruba yeni bir eleman katılacak olsa, grup elemanlarından karşı çıkan olmaz herhalde değil mi? Eskiler bu durumu çok güzel özetlemişler: Yedi derviş bir posta oturur, iki hükümdar bir dünyaya sığmaz.
O halde aynı kişilik özlliğine sahip insanların sahip oldukları özelliğe göre bazen geçinip bazen geçinemeyeceklerini söylemek yanlış olmaz sanırım. Aynı şekilde değişik kişilik özelliklerine sahip kişiler için de bir kural koymak mümkün olmasa gerek. Örneğin lider kişilikli bir hükümdar, hem şiddet yüklü bir komutanla, hem de yardımsever kişilikli bir hastane yöneticisi ile de iyi ilişkiler kurabilir. Oysa komutan ile hastane yöneticisi muhtemelen iyi geçinemeyecektir.
Benim takıldığım şey ise birbiri ile geçinemeyen aynı kişikliler. Bu gruba girenler sadece lider kişilikli olanlar değil. Örneğin kökten milliyetçi ya da dindar kişiliğe sahip olanlar, farklı milliyet ve dine sahip olan benzerlerinden nefret ediyorlar. Bir güç odağının kulu, emir eri olmaktan hoşlanan kişilikler de birbiri ile geçinemiyor, çünkü yaslanacakları şey olmayınca kendilerini boşlukta hissediyorlar. Onları yermek, dalga geçmek ya da ne kadar zeki olduğumu göstermek değil niyetim. Öyle ya, belki yıldızlar sebep olmuştur onların böyle bir kişiliğe sahip olmasına, belki bazılarının inandığı gibi geçmiş yaşamları, belki de yetişme koşulları. Merak ettiğim ve şaşırdığım şey şu: Benzerini dışlayan onları yok etmeye, ezmeye çalışan kişi, aslında aynı zamanda kendisiyle de çatışmış olmuyor mu?
Bu kişlerin bir kısmı kendilerinde bulunan fakat hoşlanmadıkları ve bastırmaya çalıştıkları bir kişilik özelliğini benzerlerinde gördüklerinde çatışma içine girip tepki gösteriyor olabilirler. Örneğin ölüm korkusu taşıyan ama bu korkuyu taşıdığı için kendine kızan ve bu duyguyu bastırmaya çalışan biri, yine ölüm korkusu taşıyan başka birine karşı tepki gösterebilir. Bu çok da anlaşılamayacak, açıklanamayacak bir şey değil. Fakat yukardaki örnekte adıgeçen milliyetçi, dindar ve liderler için böyle bir durum yok. Onlar bir taraftan bu kişilik özelliklerini parlatıyor, keskinleştiriyorlar, bir tafatan da bu kişilik özelliğine sahip olanları, yani aslında kendilerini köreltmeye yok etmeye uğraşıyorlar. Ve bu durum çoğu zaman hayatları boyunca devam ediyor. Çoğu bu çatışmanın farkına varabilecek kapasiteye sahip olamıyor fakat özellikle zeki ve lider kişilikli bazı tanıdıklarımın kimi zaman bu çatışmaya düştüklerini hissetmiştim.
Onlar için zorlu bir bulmaca olsa gerek